31 Mayıs 2008

ELEPHANT MAN

1980
Yönetmen:David Lynch
Senaryo:Christopher De Vore,Eric Bergreb,David Lynch
Müzik:John Morris
Oyuncular:Anthony Hopkins,John Hurt,Anne Bancroft,John Gielgud,Wendy Hiller,Freddie Jones,Michael Elphick 124 dk./İngiltere ve Fransa ortak yapımı/Siyah-Beyaz


"Herşeyin ne anlama geldiğini ya da nasıl yorumlanacağını bilmemek daha iyidir, çünkü aksi takdirde olayları kendi akışına bırakmaya korkarsınız. psikoloji, gizemi ve büyü niteliğini yok eder. anlamlardan konuşmak beni çok rahatsız ediyor.Çünkü anlam çok kişisel birşeydir ve herkese göre değişir..."Bu lafın kime ait olduğunu bilmeyenler varsa bir an önce araştırmaya başlasınlar.Çünkü yaşadığımız dünya üzerindeki mistik öğeleri bilinmeyen bir denklemin içine hapsedip onlara çeşitli metaforlar yükleyerek kara-psikoloji türüne ışık tutan tek bir yönetmen var, o da hiç şüphesiz David Lynch.Peki Lynch denildiğinde aklınıza gelenleri not eder misiniz diye sorsam cevabınız ne olurdu? Zor bir soru oldu sanırım.O halde parantez açmak mecburi.Lynch karmaşayı seven,anlamsızlığa anlam yükleyen(yukardaki alıntısında bahsediyor),yorumu izleyiciye yükleyen ve kendi düşlerinde yaşayan bir sinemacı.Bu anlattıklarımın tersi yönünde fikre kucak açarak, Elephant Man adlı bir film yapan yönetmen dramatik bir ağ kurarcasına, karakterlerin hem vahşi hem de duygusal yönlerini göstererek 1980’li yıllara damgasını vurmuştu.Tematik açıdan inceleyelim.Doğuştan sakat doğan John karakterinin yüzünün Elephant’a benziyor oluşu,kimileri için korkunç bir kabus olarak görülürken; kimileri içinse sırtından para kazanılmaya çalışılan bir sirk cambazı…Unutulmaması gereken bir detay ise onun da duygularının olduğu.Hatta filmin en önemli sahnelerinden biri ‘’Elephant Man’’ (John Merrick)’in ‘’I am not an animal,i am an human being’’ diyerek haykırmasıdır.Karakterin iç dünyasını ele alarak;onların ruhsal gelişimiyle beraber sanayi devrimi’nde yaşanan olayların silsilesini gözler önüne sererken aşağı tabaka insanların ya da diğer bir deyişle parasız pulsuzların da yaşamından belirli kesitler anlatan Lynch’e göre ,o dönemdeki yoksulluk ele alındığında ortaya çıkan tablo aşikar.Kaldı ki bu sorunları oldukça mizahi bir dille aktarıp,asıl hikayesini ‘’Elephant Man’’ üzerine dayandırarak konuya karşı duyarsız olanlara karşı atıfta bulunması da oldukça formalistçe bir bakış açısı.Buna ek olarak John Merrick’i bulunduğu ortamdan kurtaran doktor Treves’i de es geçmemek lazım.Bana kalırsa ‘’Elephant Man’’ yönetmenin ilk filmi olan Eraserhead’deki büyümüş hali.Filmler arasında akrabalık bağı kuran Lynch fotografik görüntülerle aradaki köprüyü kurarcasına yeni bir pencere açarak olay örgüsünü sert bir yapı üzerine inşa ediyor.İnsanın içindeki çirkinliği,çirkinliğin içindeki güzelliği yorumlayarak hedef kitlesini toplumsal baskılara yönlendiren film hem o dönemin insanlarının yaşadığı ruhsal buhrana hem de onların doğurduğu sonuçlara haiz.Bunu şu şekilde ifade edebiliriz:Lynch-vari bir mantıktan uzak olan bu yapım tamamiyle rotasını duygusallığın üzürüne kuruyor.Bununla kalmayıp ani-kesmelerle seyircilerde soğuk duş etkisi yaratıyor adeta.Elephant Man’in sinematografik açısından en önemli özelliği ışık-gölge oyunları.Tamamiyle fil adam’a close-up yaparak aydınlık kalan taraflarındaki yüz ifadesi çok yumuşakken,karanlık kalan tarafındaki yüz ifadesi ise oldukça sert.Bir diğer özelliğine gelirsek…Müziğin kullanımı açısından sessiz bir ortam yaratılırken;sözlerin kifayetsiz kaldığı anlarda kullanılan müzik ise filmle doğru orantılı bir şekilde gelişiyor.Aslında film Karl Marx’ın belirttiğine benzer bir şekilde gelişerek halkın,makinaların esiri haline geldiğini,ve iletişim kuramamanın koşullarını görsellikle harmanlayarak seyircinin önüne koymuştur.Dolayısıyla da fil adam karakteri John’un, kalıbın içinde kalarak bir obje haline dönüştürülme hali Nieztzsche’nin en önemli lafıyla bağdaşıyor.Şöyle ki; Nieztzsche başkalarının acı çekmesinden zevk alanları farklı bir biçimde tanımlar:Onlar birer canidir.’’Estetik’’ açısından değerlendirmeye alırsak,yönetmenin ikinci filmi olmasına rağmen,taşların da rayına oturmasıyla beraber didaktik olma özelliğini koruyarak siyah-beyaz olması bu filmin başarısını ortaya koyuyor.Elephant Man’in ilgiyi üzerine çekmesinin nedenlerini düşünürsek pek somut bir sonuca varamayız.Çünkü karamsar ve modern insanın umutsuzluğunu acımasızca vurgulaması hem hüzünlü hem de gülünç anların bir yansıması….Unutmadan söyleyelim.Zamanında tam sekiz dalda Oscar’a aday gösterilen bu film,keşke ödülü alabilseydi.İlgiyi hak etmiyor mu?

0 yorum: