04 Mayıs 2008

PERİ TOZU

İnsanların mutlulukları yada mutsuzlukları,talihin olduğu kadar Kendi karakterlerinin de eseridir.!!
(La Rochefoucauld)


Yukarda alıntı yaptığım özlü sözden yola çıkarak; bir masal dinlemek ister miydiniz? Nereden başlasak…Bir varmış bir yokmuş küçük bir kasabada ‘’Pollyanna’’ lakaplı şirin bir kız yaşarmış.Bu kızın bir tek dileği varmış.O da hayallerini gerçekleştirecek olan sihirmiş.Çok kısa bir süre sonra bu sihir kapısını çalmış. Adı da Peri Tozu imiş.Peki ne işe mi yararmış? Şu işe yararmış:Bir gün beyaz atlı bir prens karşısına çıkacak ve beraber düşler ülkesini ziyaret edeceklermiş.Bu kadarla kalsa iyi…Peri Tozu’nun diğer bir özelliği ise mutluluk iksiri oluşturmalarını sağlamakmış…Hepimizin bildiği üzere ‘’İnanmak başarmanın yarısıdır’’ sözünü ele alacak olursak; pozitif düşüncenin temellerini atmaya çalışan Peri Tozu,yaşamımızın sırlarının anahtarlarını elimize uzatıyor ve şöyle diyor:’’Buyrun mutluluğun kapısını hep beraber aralayalım’’.Zaten Secret kitabını okuyanlar bu konunun derinlerine çoktan inmişlerdir.Bob Doyle’un bununla ilintili olarak söylediği biz sözü sizinle paylaşmak istiyorum.’’Bir gün uyandığınızda arzu ettiğiniz şey sizinle olabilir.Dileğiniz hayata geçmiştir.Yapılması gerekenler konusunda aklınıza yeni bir fikir gelmiş olabilir.Cevabınız kesinlikle;bunu ben de böyle yapabilirdim ama yapmak istemedim olmamalı.Böyle davrandığınızda doğru istikamette olmazsınız.Bazen eylem gerekir,bunu Evren’in sizi götürmek istediği doğrultuda yaparsanız,bundan keyif almaya başlar,kendinizi son derece canlı hissedersiniz’’. Bu bağlamda olumsuz düşüncelere sahip olmak yerine şükretmeyi öğrenerek, yaşadığımız anların kıymetini bilip,teşekkür etmeyi öğrendiğimizde; olumlu düşüncelere yer açarak hem Secret kitabınla, hem Peri Tozu filmiyle, hem de kendimizle barışık bir halde yolumuza devam ederiz.Peri Tozu’nun ismini ilk duyduğumda çok saçma gelmişti.Bu film bana ne verebilir diye hayal etmiştim.İşte tam o anda bir önyargı devreye girdi ve ben negatif düşündüm.Buna rağmen olay çok farklı bir şekilde gelişti ve içimden bir ses filmi izlememi söyledi.Nitekim Peri Tozu kendi bağımsız portresini oluştururken non diegetic öğeleri araya sokarak(tıpkı bağımsız Amerikan Filmlerinde olduğu gibi),baştan seyircileri ‘’yabancılaştırma’’ya alıştırıp sonradan ise heyecanın doruklarına çıkarması oldukça şaşırtıcı…Yönetmenin ilk filmi olduğunun da altını çizmek gerek.Kaldı ki alternatif yapısını bozmadan, ağını dramatik karakterler üzerine örerek,onların gündelik yaşamlarında meydana gelen her türlü hadisenin dibini kazıp seyirciler üzerindeki etkisini tüm çıplaklığıyla yansıtması fütursuzca yoluna devam ettiğinin bir göstergesi…Kâh gülüp kâh ağlatan sahneleri de hesaba katarsak, masal-vari bir anlatımın içine yerleştirdiği kamerasıyla zoom in- zoom out yaparak,oyuncuların nasıl oynadığından ziyade ‘’durumların’’ insan hayatındaki kalıcı etkilerini müstehzi bir dille anlatıyor.Ama karakterler adeta masal kahramanı gibi. Keşke hepimiz kendi içimizde onlar gibi sanal bir dünya kurabilsek.Şunu unutmamak gerekir ki sanaldan kastım, mutluluğa doğru atılan adım.Çünkü filmin yaslandığı asıl nokta:bardağın dolu ya da boş tarafını görmek.Varsayımsal olarak evren iki dengeden oluşur:negatif ve pozitif kutuplar.Bu kutuplardan sadece birini kendinize çekersiniz.Karar aşamasına gelindiğinde ise durum aşikar.Ne yapmak istersek algımızı o hedefe doğru yönlendirmemiz mümkün.Buna da kısaca çekim gücü denir.Çekim gücünün filmle ne alakası var dediğinizi duyar gibiyim.O halde açıklamanın tam sırası.Peri Tozu tek bir sonuca dayanmaz.Mutlu ya da mutsuz sonla bitebilir.Bunun kararı ise yalnızca seyircilere aittir.Parantez açalım olumsuz düşüncelere sahip kişilerin ders alması gerektiğine inandığım bir değer yargısını ön plana çıkararak hasta kişilerin ilaçlarını almadığı zamanlarda bitap düştüklerini anımsarsak; filmin ilaç kadar güçlü bir özelliğe sahip olduğunu anlamamız pek zor olmasa gerek…Buna ek olarak romantik anların beklenti eşiğimizi tavana vurdurmasıysa Peri Tozu’nun süprizlerinden.Daha önce Peri Tozu ’na benzer bir yapım beyazperdeye aktarılmamıştı.Deneysel bir çerçeve oluşturmayı hedefleyen yönetmen yapaylıktan uzak bir platformda yer alarak yarı-belgesel olma niteliğini koruyor.Peri Tozu yalnızca olaylara bakış açımızı değiştirmiyor;aynı zamanda ego ve id arasındaki ince hattın altını kazarak davranışlarımızın neden değiştiğine dair etkenleri su yüzeyine çıkarıyor.O halde konu hakkındaki soruyu soralım ve yanıtını öğrenelim.Psikolojik bir film mi? Hayır kesinlikle değil.Sadece pozitif düşüncenin temellerini atmaya çalışan kendi halinde bir film.Üstelik Peri Tozu heyecanı sabit bir hızla yükseltmiyor;önce usul usul ısıtıyor,sonra altını açıyor, ve hazır olunca da sofralarımıza konuk oluyor.Yaşamın tadına varmaya çalışanlara,ya da yaşama duygusunun hazzına erişenlere tavsiye edilen bu film, tersini düşünenlerin bile ilgisini çekeceğine inanıyorum.Hala şansınızı kaybetmiş değilsiniz.O hep yanı başınızda…Şans trenini kaçırmak istemeyenler Peri Tozu’nu mutlaka izlemeli…

0 yorum: