KADININ ADI VAR
20 Nisan arasında gerçekleşecek olan Uluslarası İstanbul Film Festivali Kültür Sanat Vakfı tarafından AKBANK sponsorluğunda düzenlenecek. Geçen yıl İstanbul Film Festivali 170.000 seyirciyle rekora koşmuştu. Bu yıl İstanbul Film Festivali farklı kategorilere imza atıyor. ’Kadının adı var’’ bölümünü 1000 Volt Post Prodüksiyon sponsorluğunun üstlendiği filmlerin adları şu şekilde:Uyanış,Matahariler,Güneşli Kent,Bitmemiş Gökyüzü,Ölmek,Kaotik Ana,Küçük Daisy ve Nebreska Prensesi. Kategoriye adını veren ‘’Kadının adı var’’ ataerkil düzenin hegomonyasından kurtulmak isteyen, farklı coğrafyada yaşayan, ekonomik ve sosyal niteliklere sahip olan kadınların fikirlerini özgürce dile getirmelerini,toplumsal konularda hak sahibi olmalarını ve bunun yanı sıra kavramsal olarak ‘’şiddetin’’ sosyo-kültürel yaşamları üzerindeki olumsuz etkilerini anaerkil çerçevesinde anlatıyor. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nün ardından kadınlara verilen önemin ‘’Kadının adı var’’ başlığı altında İstanbul Film Festivaline konu olan çeşitli filmler aracılığıyla sağlanması tüm kadınlarımızın seslerini duyurmaları için iyi bir fırsat.Bu bağlamda geleneksel sinemadan dünya sinemasına geçiş yaptığımızda, feministik görüşlerin öne çıktığı bir platformda bulunan festival filmlerinin üzerinde durduğu ortak nokta kadınların erkeklerle olan yabancılaşmasının handikapları.Festival kapsamı dışında yer alan belgesel nitelikli filmlerdeki kriterlerden biri:baskı kurarak kadını fetişleştiren erkeklerin, kadınların olumlu özelliklerini görememeleri, belki de ‘’Kadının adı var’’ kategorisine parmak basan en önemli unsurlardan birini oluşturuyor.Sekiz filmin gösterileceği bu bölümde Peru’dan Kanada’ya Fransa’dan Brezilyaya doğru uzanan yelpazede önemli yönetmenlerin de filmleri yer alıyor..Bunlardan bazıları:Te Doy Mis Ojos filminin yönetmeni İciar Bollain’in üç kadın dedektifin hayatını konu alan filmi Mataharis ile , Los Amantes del Círculo Polar(Kutup Çizgisi Aşıkları) filmiyle sükse yapan Julio Madem’in son filmi Caótica Ana bölümün dört gözle beklenenlerinden.Amerika’lı yönetmen Wayne Wang’in Smoke ve Karanlık Sokaklarda filminin ‘’auteur’’ yönetmeni Paul Auster ile yaptığı anlaşmadan sonraki yeni filmi olan Princess of Nebreska ise bölümün bağımsız yapımlarından.Yönetmenin San Sebastian Film Festivalinde ‘’Altın İstiridye’’ ödülünü kazanan B bütçeli filmi A Thousand Years of Good Prayers sinemaseverleri ‘’Dünya Festivallerinden’’ bölümüne davet ediyor.
Gelelim festivalin açılış filmine…Bu kez bir ilke imza atarak oyunu kadınlardan yana kullanan festivalin açılış filmi olan Karamel, oyuncu-yönetmen Lübnan’lı Labaki’ye ait.İsrail’in Lübnan’ı bombalamasından dokuz gün önce çekimleri biten film Cannes Film Festival’inde ilgi odağı oldu.Erkek ve kadın ilişkilerine dayalı olan Karamel, zorluklarla mücadele etmenin koşullarını anlatıyor.Kapanış filmi ise Justin Chadwick’in yönettiği The Boleyn Girl. Filmin başrollerinde Hollywood’un ünlü isimleri yer alıyor: Natalie Portman,Scarlett Johansson ve Eric Bona.Hikayesi tarihi olaylara dayanan film Sekizinci Henry’nin başka bir kadınla eşine ihanet ederek aldatması, tam bir aşk üçgenine mesken olurken kadın-erkek çatışmasını ortaya koyuyor.Bununla ilintili olarak ’’Kadının adı var’’ sloganıyla festivale misafir olan bu bölüm unutulan değer yargılarının yüzeye çıkmasını hedefleyerek tüm benlikleriyle var olma mücadelesi sürdüren kadınların;zayıf ve güçlü yönlerini,kırılgan oluşlarını ,kendi çizgilerinde ilerleyişlerini ve hiç olmadıkları kadar özgürlüklerine bağlılıklarını dile getirerek geçmişle bugün arasında bir köprü kuruyor.Demokratik açıdan bakıldığında günümüzde kadınlara özgü insan haklarının kitle iletişim araçlarıyla sağlanması parantez açarsak ‘’beyazperde’’her konuda olduğu gibi bu konuya da ışık tutuyor.Bir diğer yandan da belli bir amaca hizmet ederek sanatsal içeriğini koruyan filmlerin anlatacakları çok şey var:Şiddet,maddi sıkıntı,kimlik çatışması ve kültürel çatışma bunların en yerinde örneklerinden.
• Uyanış / Encarnación: Arjantinli genç yönetmen Anahi Berneri’nin ikinci uzun metrajlı filmi, ilerleyen yaşına rağmen kariyerini kaybetme riskiyle karşı karşıya kalan Erni’nin, yeğeninin doğum gününü kutlama vesilesiyle doğup büyüdüğü kasabaya ziyaretini konu alıyor.Tercihlerini onaylamayan ailesiyle hem de bedeninin eskisi kadar genç olmamasının verdiği etkiyle mücadele etmek zorunda kalan Erni ve yeğeniyle olan ilişkisi üzerinden kadın bedenine algımızı yönlendiren film, Toronto Film Festivali’nde En Yenilikçi Film Ödülü’ne layık görüldü.
• Matahariler / Mataharis:Te Doy Mis Ojos’un yönetmeni olarak tanıdığımız İspanyol yönetmen Icíar Bollaín, son filmi Matahariler’de gündelik hayatın mataharilerinin hikâyelerini anlatıyor. Özel bir detektiflik bürosunda çalışan üç kadının hem üzerinde çalıştıkları vakaları hem de gündelik hayat sıkıntılarını, eşleriyle yaşadıkları sorunları, çocuk bakmalarını, ev işi yapmalarını izlerken, kadının kamusal ve özel alandan ayrıştırılan kimliklerinin çatışmasına tanıklık ediyoruz.
• Güneşli Kent / Secret Sunshine: Kırk yaşında yönetmenliğe başlayan , 2002 yapımı Vaha ile sınırları zorlayarak çok sayıda ödül toplayan, 2003’ten bu yana Güney Kore’nin Kültür Bakanı olarak görev yapan Lee Chang-dong, Güneşli Kent’te, kocasını kaybeden bir kadının hayatına yeni bir başlangıç yapmak üzere büyük kentten bir kasabaya taşınmasını beyazperdeye aktarıyor.Başrolündeki Do-yeon Jeon, Cannes’da En İyi Kadın Oyuncu Ödülünü kazandı.
• Bitmemiş Gökyüzü / Unfinished Sky: Devrimin Çocukları adlı filmiyle adını duyuran Avustralyalı yönetmen Peter Duncan’dan, birbirlerine tamamen yabancı bir kadın ve erkeğin ortak bir nokra üzerinde buluşmalarının gerilimli ve duygusal hikâyesi. Yalnız bir çiftçi olan John Waldring ile başına gelen talihsiz olaylardan köşe bucak kaçan Afgan mülteci Tahmeena’nın hikâyesi, 1998 yapımı The Polish Bride adlı filmin esnek bir uyarlaması.
• Ölmek Zamanı / Time To Die: Polonyalı yönetmen Dorota Kedzierzawska’nın efsanevi tiyatro ve sinema oyuncusu Danuta Szaflarska’yı başrolünde oynattığı filmi, 93 yaşındaki oyuncuya bir saygı duruşu niteliğinde. Yaşlı bir kadının günlük hayatındaki zorlukları ve mazisinde yaşattığı anıların su yüzüne çıkarak kalıcı etkiler yaratmasını konu alan film, siyah beyaz görüntüleriyle de ön plana çıkıyor.
• Kaotik Ana / Chaotic Ana: Kutup Çizgisi Âşıkları ve Seks ve Lucia gibi filmleriyle beyazperdeye adını kazıyan İspanyol yönetmen Julio Medem’in son filmi Kaotik Ana, 22 yaşındaki Ana’nın 4 yıl önceki yaşantısına uzanırkan tüm , 20’li yaşlardaki genç kızların ibret almasını hedefliyor. Charlotte Rampling ve ünlü İspanyol şarkıcı Bebe gibi oyuncuların yer aldığı film, hem görselliği hem de derinliğiyle göz kamaştırıyor.
• Küçük Daisy / Daisy Diamond: Gece Gündüz ile tanıdığımız Danimarkalı yönetmen Simon Staho’nun filmi, hayatındaki en önemli isteği oyuncu olmakken kendisini anne olarak bulan bir kadının melankolik hikayesini anlatıyor.Annelik duygusuyla yüzleşmenin olumlu ve olumsuz yönlerini ele alan film oldukça sert bir dille eleştiriyor.
• Nebraska Prensesi / The Princess of Nebraska: Amerikan Bağımsız Sinemasının öncü isimlerinden Wayne Wang’in, yazar Yiyun Li’nın kısa hikâyesinden uyarladığı filmi, Nebraska’da eğitim gören hamile Çinli kadının kürtaj olmaya karar vermesinin ardından kendi iç dünyasına yaptığı yolculuğa tanık oluyoruz. Bağımsız nitelikli bir B filmi olan Nebreska Prensesi,Çin’li bir kadın’ın Amerika’daki macerasını mercek altına alıyor.
