12 Ağustos 2008

THE MUMMY 3

YAKINDAN BAKIN

-CGI teknolojisinin ön plana çıktığı
Mummy 3 için toplam 1000 tane
görsel efekt kullanılmış.

- Eğer Rachel Weisz bu filmde oynarsa
yönetmen Rob Cohen projede yer
almak istemediğini belirtmiş.

-Mummy 3 filminin başrol oyuncusu
Brandon Fraser’ın Jules Verne’nin
ölümsüz başyapıtı olan Journey to
the Center of the Earth adlı yapımda
yer aldığını hatırlatalım.
.

Sınıfta kaldı!

İşte heyecan ve macera tutkunlarının yeni adresi:The Mummy:The Tomb of the Dragon Emperor.(macera filmi mi…komedi mi…emin değiliz) Aman dikkat Mumya geliyor kaçın! diye haykıran o kulak tırmalayan sesi duyan yok mu? Yeterince korkutmadı mı yoksa…Serinin devam filmi olan Mummy: The Tomb of the Dragon(yazması uzun olduğu için Mummy 3 diyeceğim) 6 yıl sonra beyazperdenin yollarını arşınlayıp seyircisine kavuşmuşken ;seyircilerin ise yapımcılara sormak istediği bir soru var.’’Neden bu kadar geciktiniz? ‘’ cevap: Yönetmen koltuğuna Rob Cohen’in oturması dolayısıyla,bizi yeterince tatmin etmeyen bu cevaptan sonra çıkardığımız sonuç ,Mummy 3 filminin heyecan ve maceradan yoksun oluşu. Neyse lafı fazla uzatmadan devam edelim.Aradan uzun zaman geçmiştir.Rick O’Connell(Brandon Fraser) ve Evely O’Connell(Mario Bello) çifti işlerini bırakmış sakince bir hayat sürmektedir, ta ki son kez göreve çağrılana dek…Onları yepyeni bir serüven beklemektedir.Bu serüvenin kilit noktasını oluşturan kişi ise Connell’ların büyümüş olan oğlu Alex’tir.Connell’ların dünyası oldukça karışıktır;tüm aile mevzubahis olunca ilişkilerin günden güne dejenere olduğuna tanık oluruz;bu da çeşitli olaylara neden olur, ve ‘’aksiyon’’ yerini alaylı bir‘’komedi’’ye bırakır.Komediyi şu an cebimize koyalım.Mummy 3 ille de aksiyon beklentisi olanlara zehir gibi gelebilir.Ben de dahil olmak üzere…Çok karanlık bir tablo mu oldu? Öyle.Bununla ilintili olarak Gore tarzı korku filmlerini örnek gösterirsek, onlar bizleri korkutmak yerine kahkaha tufanının içine yerleştirir.Tıpkı Mummy 3 de olduğu gibi.Parantez açmak mecburi.Filmde o kadar kanlı sahneler olmamasına rağmen yine de yukarıda bahis ettiğim türle bağdaşan bir benzerlik söz konusu. Serinin ilk filmi Mummy ve ikinci filmi olan Mummy Returns’daki koltuğa mıhlatan sahnelerin de olmadığını hatırlatalım.Figuratif bir norma bağlandığında yönetmen Rob Cohen eski yönetmen Stephen Sommers’ın mantığını hiçe sayıp kendi bildiğini okuyarak-buna Brandon Fraser’ın karısını canlandıran Rachel Weisz’in ekibe dahil edilmemesini de katarsak-tamamiyle farklı bir iskeletin içine yedirdiği olgular ister istemez türe bakış açısını baltalar nitelikte.Çünkü abartılı görsellere sırtını dayayarak eksilerinin artılarına baskın çıktığı bir atmosferde, ‘’kitsch’’ olgusuna doğru kucak açan Mummy senaryoda gedik verdiği alt metinlerin yavanlığıyla sınıfta kalmayı başarıyor adeta.Lüzümsuz koşturmacalı sahneler,gereksiz öne çıkan detaylar filmi kotarmaya yetmiyor belki ama,ekibe bu filmle dahil olan, karakter Emperor Han’ı canlandıran dövüş ustası Jet Li, başlı başına hikayenin atardamarını oluşturan kötü adamı, filmin asıl kurtarıcısı olabilir mi? Tartışılır. Yenilik yaratma edasıyla hikayenin anlamını beslemeye gayret eden görsel efektler mamülünü inşa eden sistem, sekanslar arasındaki geçişlerin durağanlığının da getirdiği bir önyargıyla filmin özünü ya da diğer bir deyişle ruhunu bozarcasına davranıyor.
Katmer katmer katlanarak bulamaç haline dönüşen Mummy 3’ün belli bir zaman diliminde yer yer Indiana Jones’a karşı atıfta bulunduğunun her ne kadar farkına varsak bile uzaktan ya da yakınından geçemeyeceğini belirtmek isterim.Indiana Jones’un en belirgin özelliği,tarihin aydınlatılmamış yönlerine ışık tutarak,bizleri hem realistik hem de fantastik dünyanın içine hapsetmesidir.Mummy3’ün ise beyazperdenin adalet mahkemesinde bir suçlu olarak hüküm giymesi muhtemel!
Netice itibariyle tarihsel(epik) mizansenlerin Mummy için olan tasarımı söz konusu olduğunda onu bir portre misali duvarınıza asabilirsiniz. Kaldı ki hikayedeki boş alanları doldurmak için verdiği mücadelede Connell’ların yaşantısına ayna tutması kör göze parmak misali… Lakin oyunculara diyecek lafım yok, Alex’in aşık olduğu Çin’li kızın annesini canlandıran Michelle Yeoh’un da hakkını yememek lazım.Bu demek değildir ki diğer oyuncuların hakkını çiğneyelim.Hepsi profesyonel olarak oyunlarını sergilemişler.Gelin görün ki flashbackler aracılığıyla bir retro gezintisine çıktığımızda Mummy ve Mummy Returns’un B tipi filmlerle A tipi filmlerin karışımından oluşması gayet orijinal bir fikirken; Mummy 3’ün bu konsepte uymaması biraz üzücü de olsa, seriyi takip edenler filmlerin arasındaki en az beş farkı görmek adına rahatça izleyebilirler.


Karar:

Görsel efekt festivalinin ön sırasında oturmak için
film izlenebilir ama,Indiana Jones tarzı bir yapım olmadığını
da belirtmek gerek.

SELMA BLAİR

‘’Beyazperdenin kapılarını aralayan hiperaktif güzel’’

Waz filmiyle akıllarda durgunluk yaratan bir seri katili canlandırmış olan
Selma Blair Hollywood’un yükselen değerlerinden…

1972 yılında Michigan’da doğan Blair’ın kısaca geçmişine göz attığımızda oldukça hiperaktif,adeta yerinde duramayan ve hop oturup hop kalkan bir aktris olmasına şaşırmamak lazım.Çünkü Blair çoktan oyunculuğu kafasına kazımış.Çocukluğunda bir Musevi okuluna atanan yıldız kısa bir süre sonra Cranbook Kingswood,Bloomfield Hills ve ardından Kalamazoo kolejine gider.Başarılı bir öğrenci olan Blair Michigan Üniversite’sinden burs alarak kalan eğitimini burada tamamlar.Oyunculuk sanatını konuşturmak için 1990’lı yıllarda küçük rollerde yer alarak beyazperdede kalıcı olduğunu ispatlar.Ilk büyük atılımını önemli bir sinema filmi olan
Cruel Intentions ile gerçekleştiren hiperaktif yıldız,aynı yıl içerisinde sitcom tarzı Tv filmi olan Zoe,Duncan,Jack and Jane’da boy gösterir.

2000’li yıllar ise Blair için dönüm noktası olur…

2001’de Legally Blonde,2004’de Meksika’lı yönetmen Guillermo del Toro’nun yönettiği Hellboy ve 2007’de Feast of Love’da Greg Kinner’ın karısı olan Kathryn Smith karakterine hayat verir.2008’de vizyona girecek olan Hellboy 2:The Golden Army’de Liz Shermen karakterinde vücüt bulan Selma Blair için bu rolün önemi büyük.Guillermo del Toro gibi usta bir yönetmenle çalışmanın zorluğunu da hesaba katarsak,başrol oyuncusu olarak görücüye çıkmaya hazırlanan aktris için şans dilemekten başka çözüm yolu yok.
İyi şanslar güzel Selma…